Siyer Vakfı
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Siyer
    • Siyer Usulü
    • Siyer Kaynaklarımız
    • Türkçe Siyer Kaynakları
    • Siyer Programları
  • Haberler
  • Makaleler
    • Ahlak
    • Akaid-Kelam
    • Büyüklerin Ayak İzi
    • Hadis
    • İbadet-Fıkıh
    • Muhtelif
    • Sahabe
    • Siyer
    • Kuran-Tefsir
  • Video Arşivi
  • İletişim
Siyer Vakfı Siyer Vakfı
  • AR
  • EN
Siyer Vakfı Siyer Vakfı Siyer Vakfı
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Siyer
    • Siyer Usulü
    • Siyer Kaynaklarımız
    • Türkçe Siyer Kaynakları
    • Siyer Programları
  • Haberler
  • Makaleler
    • Ahlak
    • Akaid-Kelam
    • Büyüklerin Ayak İzi
    • Hadis
    • İbadet-Fıkıh
    • Muhtelif
    • Sahabe
    • Siyer
    • Kuran-Tefsir
  • Video Arşivi
  • İletişim
  • Haberler

Hz. Îsâ’ya (as) Karşı Çıkışın Anatomisi

  • 17 Şubat 2026

Sîret-i Enbiyâ derslerimiz Hz. Îsâ (as) ile devam ediyor… Ramazan öncesi son dersimizde Muhammed Emin Yıldırım hocamız, “Hz. Îsâ’ya Karşı Çıkışın Anatomisi” serlevhasının altında özellikle Zuhruf sûresinin 57-65 âyetlerinin üzerinde durdu. Tarih boyunca inkârcıların tavırlarının nasıl olduğunu çok önemli mesaj ve vurgularla anlattı. Ayrıca “Hz. Îsâ’nın (as) Kur’ân-ı Kerîm’de Aktarılan Hususiyet ve Özellikleri” konusunu da kısaca işledi. İnşallah derslerimiz Ramazan sonrası kaldığı yerden devam edecek.

Dersten Cümleler

Günlerin Ramazan’a yaklaştığı böyle güzel bir zeminde Hz. Îsâ ile olan yolculuğumuz devam ediyor.

Bugün inşallah iki ana konu üzerinden Hz. Îsâ’yı biraz daha yakından tanımaya gayret edeceğiz:

– Zuhruf sûresinin 57-65 âyetleri üzerinden Hz. Îsâ’ya karşı çıkışın anatomisi
– Hz. Îsâ’nın (as) Kur’ân-ı Kerîm’de Aktarılan Hususiyet ve Özellikleri

Anatomi; bir varlığın yapısını, organlarını, parçalarını ve işleyişini inceleyen bilimdir.Yanisadece yüzeyi değil,içyapıyı ve sebep–sonuç ilişkilerini ortaya koyan bir bilimdir.

İki noktayı unutmayalım:

– İnkâr tavrını yapısal bir analize tabi tutmak
– İnkâr tavrının genel yapısının değişmediğini nazarlara vermek

İnkâr sadece “inanmamak” değildir. İçinde psikolojik durumlar barındıran, kibir, haset, menfaat, korku, alışkanlık, aidiyet, taassup ve daha birçok unsur bulundurmaktadır.

Üç resim üzerinden üç değerlendirme: İbtidaî, Talebî ve İnkarî

اِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ حَصَبُ جَهَنَّمَۜ اَنْتُمْ لَهَا وَارِدُونَ

“Siz ve Allah’ın dışında taptığınız şeyler cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz.” (Enbiyâ 21/98)

Taberî, İbn Abbas’tan (ra) gelen bir rivayete göre ‘Hiç şüphesiz siz ve Allah’tan başka taptıklarınız cehennem yakıtısınız; siz oraya varacaksınız’ (Enbiyâ, 98) denilince, Kureyşliler Hz. Peygamber’e: ‘Peki, Meryem oğlu İsa hakkında ne diyeceksin? (O da mı cehennemlik?)’ dediler. (Taberî, Câmi‘u’l-beyân, 21/625).

Zemahşerî ayetin nüzul sebebi olarak kısa ve özet şunları aktarır: “Peygamber (sas) “Şüphesiz, hem siz hem de Allah’tan başka taptıklarınız cehennem odunusunuz; oraya mutlaka gireceksiniz!” [Enbiyâ 21/98] âyetini Kureyş’e okuyunca küplere bindiler. Abdullah b. ez-Ziba‘râ dedi ki; “Ey Muhammed! Bu söz, yalnız biz ve bizim tanrılarımız hakkında mı geçerli, yoksa bütün toplumları kapsıyor mu?” Hz. Peygamber “Hem sizi ve tanrılarınızı, hem de bütün toplumları kapsıyor.” buyurunca şöyle dedi: “Kâbe’nin rabbine yemin olsun ki işte şimdi senin açığını yakaladım ve tartışmada seni yendim! Meryem oğlu Îsâ’nın peygamber olduğunu iddia edip onu ve annesini övmüyor musun sen? Hâlbuki Hıristiyanların her ikisine de taptıklarını biliyorsun! Ayrıca Üzeyir’e de meleklere de tapılıyor. Eğer bunlar ateşe girecekse, biz ve tanrılarımız onlarla birlikte olmaya razıyız!” (Zemahşerî, el-Keşşâf  6/56).

وَلَمَّا ضُرِبَ ابْنُ مَرْيَمَ مَثَلًا اِذَا قَوْمُكَ مِنْهُ يَصِدُّونَ

“Meryem oğlu (Îsâ) bir misal olarak anlatılınca, senin kavmin hemen ondan bir delil bulduklarını sanarak bağrışmaya başladılar.” (Zuhruf 43/57)

Âyetin sonunda geçen “يَصِدُّونَ / yasiddûn” ne demek?

– Hoşlanarak bağırmak
– Keyif alarak konuşmak
– Yaygara çıkarak konuşmak
– Sevinç çığlıkları atmak
– Gürültü çıkarıp üstünlük oluşturmak

İnkârın iki temel anatomisini çıkarıyoruz:

– İnkâr, hakkın sesini kısma için gürültü çıkarır.
– İnkâr, gürültüyü “keyif” maskesi altında insanlara yansıtır.

وَقَالُٓوا ءَاٰلِهَتُنَا خَيْرٌ اَمْ هُوَۜ مَا ضَرَبُوهُ لَكَ اِلَّا جَدَلًاۜ بَلْ هُمْ قَوْمٌ خَصِمُونَ

“Onlar dediler ki: ‘Bizim ilâhlarımız mı daha hayırlıdır, yoksa o mu? (Îsâ mı?)’ Bu misali sırf seninle tartışmak için ortaya attılar. Doğrusu onlar çok kavgacı/inatçı/düşman bir topluluktur.” (Zuhruf 43/58)

İnkârcı:

– Muğalata/safsata/demagoji yaparlar.
– Dil cambazlığını ve lafebeliği/lafazanlığı severler.
– Münakaşa ve cedele/tartışmaya bayılırlar.
– Taassup ve inattan asla geri durmazlar.
– Kavgayı, düşmanlığı ve nefreti elden bırakmazlar.

اِنْ هُوَ اِلَّا عَبْدٌ اَنْعَمْنَا عَلَيْهِ وَجَعَلْنَاهُ مَثَلًا لِبَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَۜ

“O, sadece kendisine nimet verdiğimiz ve İsrâiloğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.” (Zuhruf 43/59)

Sa‘lebî bu âyeti tefsir ederken Hz. Îsâ için 3 şey sayar:

1. İbret
2. Âyet
3. Öğüt (Salebî, el-Keşfü ve’l-beyân, 23/469)

Üç önemli mesaj:

1- “İn huve illâ ‘abdun / O sadece Allah’ın kuludur.”
2- “en’amnâ ‘aleyhi / Allah, ona sayılmayacak kadar nimetler bahşetmiştir.”
3- “ve ce’alnâhu meśelen libenî isrâ-îl / İsrâiloğullarına örnek kıldığımız bir kuldu.”

Hz. Îsâ’ya Allah (cc) ne gibi farklı nimetler bahşetmiştir?

– Şerefli ve iffetli bir soy
– Şerefli ve iffetli bir anne
– Şerefli ve iffetli bir hayat
– En büyük şeref ve rütbe olan risalet ve nübüvvet
– Nübüvvet kurumu içerisinden Ülü’l-azm olacak bir peygamberlik
– Peygamberliğinin delili olabilecek onlarca mucize
– Doğumu mucize olduğu gibi hayatı, Allah’a ref edilmesi ve bir daha gönderilmesi
– Kıyamet vakti ve ahiret hayatında elde edeceği nimetler

وَلَوْ نَشَٓاءُ لَجَعَلْنَا مِنْكُمْ مَلٰٓئِكَةً فِي الْاَرْضِ يَخْلُفُونَ

“Eğer dileseydik, içinizden, yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratırdık.” (Zuhruf 43/60)

وَاِنَّهُ لَعِلْمٌ لِلسَّاعَةِ فَلَا تَمْتَرُنَّ بِهَا وَاتَّبِعُونِۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ

“Şüphesiz o (Îsâ) Kıyametin (ne zaman kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin, bana uyun, bu dosdoğru bir yoldur.” (Zuhruf 43/61)

Buradaki “hu” zamirin neye raci olduğu konusuyla ilgili ihtilaf vardır.

1. Hz. Îsâ’ya raci’dir diyenler

Müfessirlerin çoğunluğu bu görüştedir. Yani Hz. Îsâ’nın nüzulü, kıyametin yaklaştığına işarettir ve alamettir. Bu görüşte olanlar:

– İbn Abbas, Mücahid, Katade, Süddî, Dahhâk İbn Zeyd [1]
– İkrime
– Sa‘lebî [2]
– Beğavî [3]
– Zemahşerî [4]
– Râzî [5]
– İbn Kesîr [6]
– Âlûsî [7]
– Elmalılı Hamdi Yazır [8]

İbn Kesîr, Hz. Îsâ’nın (as) kıyametten önce nüzulü ile ilgili hadislerin tevatür seviyesine ulaştığını söyler. [9]

2. Kur’ân’a raci’dir diyenler

Diğer görüşe göre zamir Kur’ân’a raci’dir. Buna göre mana şöyle olur: “Şüphesiz ki bu Kur’an, kıyamet için bir bilgidir; size kıyametin kopacağını öğretir, ondan ve onun dehşetli hallerinden size haber verir.”[10]

Bu görüşte olanlar:

– Hasan-ı Basrî
– Katade (başka bir rivayete göre Katade bu görüştedir)
– Said b. Cübeyir [11]
– İbn Âşûr [12]

وَلَا يَصُدَّنَّكُمُ الشَّيْطَانُۚ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌ

“Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.” (Zuhruf 43/62)

وَلَمَّا جَٓاءَ ع۪يسٰى بِالْبَيِّنَاتِ قَالَ قَدْ جِئْتُكُمْ بِالْحِكْمَةِ وَلِاُبَيِّنَ لَكُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي تَخْتَلِفُونَ ف۪يهِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِ

“Îsâ, apaçık beyyineleri/delilleri/mûcizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyle ise, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.” (Zuhruf 43/63)

Hz. Îsâ’nın nasıl geldiğini ve nasıl bir mücadele başlattığını bu âyette nazarlarımıza veriyor:

1. Hz. Îsâ apaçık beyyineler/deliller/mucizeler ile gelmiştir. 
2. Hz. Îsâ hikmet ile gelmiştir.
3. Hz. Îsâ insanların ihtilaf ettikleri meselelerin doğrusunu ortaya koyacak bilgiler ile gelmiştir.
4. Hz. Îsâ muhataplarına ve bize takvayı hatırlatacak uyarılar ile gelmiştir.
5. Hz. Îsâ muhataplarından itaati isteyecek talepler ile gelmiştir.

Hz. Îsâ’nın lisanından okuduğumuz tevhid hakikati:

– Âl-i İmrân 3/51
– Meryem 19/36
– Mâide 5/72
– Mâide 5/117

اِنَّ اللّٰهَ هُوَ رَبّ۪ي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ

“Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin, işte bu doğru bir yoldur.” (Zuhruf 43/64)

فَاخْتَلَفَ الْاَحْزَابُ مِنْ بَيْنِهِمْۚ فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْ عَذَابِ يَوْمٍ اَل۪يمٍ

“Ama, aralarında gruplaştılar, ayrılığa düştüler. Kıyamet gününün can yakıcı azabına uğrayacak zalimlerin vay haline!” (Zuhruf 43/65)

Râzî’ye göre: “Îsâ’dan sonra gruplaşan fırkalar; bunlar Melkâniyye, Yakūbiyye ve Nastûriyye fırkalarıdır.” Nasturîler “O, Allah’ın oğludur” dedi. Yakubîler “O, Allah’tır” dedi. Melkâîler ise “O, üçün üçüncüsüdür, birisi Allah’tır” (Teslis) dediler. (Kurtubî, el-Câmiʿ li-ahkâmi’l-Kurʾân, 16/109).

“Onlar farkında değillerken Kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?” (Zuhruf 43/66)

اَلْاَخِلَّٓاءُ يَوْمَئِذٍ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ اِلَّا الْمُتَّق۪ينَۜ

“O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dost olanlar birbirine düşman olurlar.” (Zuhruf 43/67)

Ebû Hüreyre (ra) rivayet ettiğine göre Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: “Eğer iki kişi Allah rızası için birbirini severse ve bunlardan biri doğuda (Maşrık), diğeri ise batıda (Mağrip) olsa dahi; Allah Teâlâ kıyamet günü onları bir araya getirir ve (birine diğerini göstererek): ‘İşte bu, Benim rızam için sevdiğin kişidir’ buyurur.” (İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-azîm, 7/219).

يَا عِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ وَلَٓا اَنْتُمْ تَحْزَنُونَۚ

“Allah: “Ey kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz” der.” (Zuhruf 43/68)

اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا مُسْلِم۪ينَۚ

“Bunlar, âyetlerimize inanmış ve kendilerini Bize telim etmişlerdir.” (Zuhruf 43/69)

اُدْخُلُوا الْجَنَّةَ اَنْتُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ تُحْبَرُونَ

“Siz ve eşleriniz, muhteşem bir şekilde karşılanıp ağırlanmak üzere cennete girin.” (Zuhruf 43/70)

يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِصِحَافٍ مِنْ ذَهَبٍ وَاَكْوَابٍۚ وَف۪يهَا مَا تَشْتَه۪يهِ الْاَنْفُسُ وَتَلَذُّ الْاَعْيُنُۚ وَاَنْتُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَۚ

“Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedî olarak kalacaksınız.” (Zuhruf 43/71)

وَتِلْكَ الْجَنَّةُ الَّت۪ٓي اُو۫رِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

“İşte bu, yapmakta olduklarınıza karşılık size mîras verilen cennettir.” (Zuhruf 43/72)

لَكُمْ ف۪يهَا فَاكِهَةٌ كَث۪يرَةٌ مِنْهَا تَأْكُلُونَ

“Orada sizin için çeşitli meyveler vardır, onlardan âfiyetle yersiniz.” (Zuhruf 43/73)

Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Îsâ’nın (as) şahsiyeti ve özellikleri

وَاٰتَيْنَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ  / veâteynâ ‘îsâ-bne meryeme-lbeyyinâti / Apaçık deliller verilmesi (Bakara 2/87)

وَاَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِۜ / ve eyyednâhu birûhi-lkudus / Rûhu’l-kudüs ile desteklenmesi (Bakara 2/87)

اُو۫تِيَ مُوسٰى وَع۪يسٰى / ûtiye mûsâ ve’îsâ /Peygamberlik ve vahiy verilmesi (Bakara 2/136)

وَاَنْزَلَ التَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَۙ / veenzele-ttevrâte vel-incîl / Kendisine İncîl isminde bir kitap indirilmesi (Âl-i İmrân 3/3)

بِكَلِمَةٍ مِنْهُۗ / bikelimetin minhu / Allah’tan bir kelime olması (Âl-i İmrân 3/45)

وَج۪يهًا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ / vecîhen fî-ddunyâ vel-âḣirati / Dünyada da, âhirette de itibarlı olması (Âl-i İmrân 3/45)

Kur’ân’da “vecîh / vecîhen / ‘indallâhi vecîh” ifadesi açık biçimde iki yerde geçmektedir:

– Hz. Îsâ (Âl-i İmrân 3/45)
– Hz. Mûsâ (Ahzâb 33/69)

Ne demektir “vecîh”?  

– itibarlı,
– seçkin onurlu,
– saygın,
– şeref sahibi,
– şanı yüce,
– gözde,
– kadir ve kıymet sahibi,
– makam sahibi.

وَمِنَ الْمُقَرَّب۪ينَۙ / vemine-lmukarrabîn / Allah’a çok yakın olanlardan olması (Âl-i İmrân 3/45)

وَيُكَلِّمُ النَّاسَ فِي الْمَهْدِ وَكَهْلًا / Veyukellimu-nnâse fî-lmehdi vekehlen / İnsanlarla beşikte iken de, yetişkin iken de konuşması (Âl-i İmrân 3/46)

 وَمِنَ الصَّالِح۪ينَ / vemine-ssâlihîn / İyilerden olması ve iyilere öncü olması (Âl-i İmrân 3/46)

وَيُعَلِّمُهُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ / Veyu’allimuhu-lkitâbe velhikmete / Kendisine kitap/ilim ve hikmet öğretilmesi (Âl-i İmrân 3/47)

وَالتَّوْرٰيةَ وَالْاِنْج۪يلَۚ / ve-ttevrâte vel-incîl / Kendisine hem Tevrat’ın hem İncîl’in öğretilmesi (Âl-i İmrân 3/47)

وَرَسُولًا اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ / Verasûlen ilâ benî isrâ-île / İsrâiloğullarına bir resul/elçi olarak gönderilmesi (Âl-i İmrân 3/48)

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ / inne fî żâlike leâyeten lekum / Birçok açık mucize ile gönderilmesi (Âl-i İmrân 3/48)

وَمُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ / Vemusaddikan limâ beyne yedeyye mine-ttevrâti / Kendinden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gelmesi (Âl-i İmrân 3/49)

وَلِاُحِلَّ لَكُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي حُرِّمَ عَلَيْكُمْ / veli-uhille lekum ba’da-lleżî hurrime ‘aleykum / Haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderilmesi (Âl-i İmrân 3/49)

قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ اَنْصَارُ اللّٰهِۚ / kâle-lhavâriyyûne nahnu ensârullâhi / Kendisine inananların “Havâri” diye isimlendirilmesi (Âl-i İmrân 3/52)

اِنّ۪ي مُتَوَفّ۪يكَ وَرَافِعُكَ / innî muteveffîke verâfi’uke ileyye / Dünyadaki ömrünün tamamlanması ve sonra Allah’ın onu kendisine yükseltmesi (Âl-i İmrân 3/55)

وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا / vemutahhiruke mine-lleżîne keferû / İnkâr edenlerden arındırılması (Âl-i İmrân 3/55)

اِنَّ مَثَلَ ع۪يسٰى عِنْدَ اللّٰهِ كَمَثَلِ اٰدَمَۜ / İnne meśele ‘îsâ ‘indallâhi kemeśeli âdem / Yaratılışının Hz. Âdem’e benzetilerek anlatılması (Âl-i İmrân 3/59)

وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ / vemâ katelûhu vemâsalebûhu / Onun öldürülmediği ve çarmıha gerilmediğinin belirtilmesi (Nisâ 4/157)

وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَه۪يدًاۚ / veyevme-lkiyâmeti yekûnu ‘aleyhim şehîdâ / Kıyamet gününde kendisine inananlara şahit olması (Nisâ 4/159)

وَرُوحٌ مِنْهُۘ / verûhun minh / Allah’tan bir ruh olduğunu belirtilmesi (Nisâ 4/171)

يَأْكُلَانِ الطَّعَامَۜ / ye’kulâni-tta’âm / Kendisi de annesi de beşer üstü olmadıklarının belirtilmesi (Mâide 5/75)

لُعِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ عَلٰى لِسَانِ دَاوُ۫دَ وَع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَۜ / Lu’ine-lleżîne keferû min benî isrâ-île ‘alâ lisâni dâvûde ve’îsâ-bni Meryem / İsrâiloğullarından inkâr edenlerin diliyle lanetlenmesi (Mâide 5/78)

مُنَزِّلُهَا عَلَيْكُمْۚ / munezziluhâ ‘aleykum / Gökten ona ve havârilere bir sofra indirilmesi (Mâide 5/115)

ءَاَنْتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُون۪ي وَاُمِّيَ اِلٰهَيْنِ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ / eente kulte linnâsi-tteḣiżûnî veummiye ilâheyni min dûnillâh / Kendisinden sonra olanlar içinde sorguya çekileceğinin bildirilmesi (Mâide 5/116)

هَدَيْنَاۚ / hedeynâ / Hidâyete erdirilmesi (En’âm 6/84)

الْمُحْسِن۪ينَۙ / muhsininin / Muhsinlerden olması (En’âm 6/84)

كُلٌّ مِنَ الصَّالِح۪ينَۙ / kullun mine’s-sâlihîn / Sâlihlerden olması (En’âm 6/85) (Bir kez daha burada söylendi)

وَكُلًّا فَضَّلْنَا عَلَى الْعَالَم۪ينَۙ / ve kullen feddalnâ ‘alâ al’âlemîn / Âlemlere üstün kılınması (En’âm 6/86)

وَاجْتَبَيْنَاهُمْ / vectebeynâhum / Allah tarafından özel olarak seçilmesi (En’âm 6/87)

اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ / ilâ sirâtin mustekîm / Dosdoğru yolun dosdoğru yolcusu olması (En’âm 6/88)

اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَۚ / Ulâ-ike-lleżîne âteynâhumu-lkitâbe ve’l-hukme ve’n-nubuvve / Kendisine kitap, hüküm ve nübüvvet verdiğimiz kimselerden olması (En’âm 6/89)

وَلِنَجْعَلَهُٓ اٰيَةً لِلنَّاسِ وَرَحْمَةً مِنَّاۚ / velinec’alehu âyeten linnâsi verahmeten minnâ / Allah katından hem bir âyet/mucize hem bir rahmet olması (Meryem 19/21)

قَالَ اِنّ۪ي عَبْدُ اللّٰهِ۠ / Kâle innî ‘abdullâhi / Abdullah olduğun büyük bir iftihar ile dillendirmesi (Meryem 19/30)

وَجَعَلَن۪ي نَبِيًّاۙ / vece’alenî nebiyyâ / Nebî olarak görevlendirilmesi (Meryem 19/30)

وَجَعَلَن۪ي مُبَارَكًا اَيْنَ مَا كُنْتُۖ / Vece’alenî mubâraken eynemâ kuntu / Nerede olursa olsun “mübarek/bereketli” kılınması (Meryem 19/31)

وَبَرًّا بِوَالِدَت۪يۘ / Veberran bivâlidetî / Annesine ihsan ile davranması (Meryem 18/32)

وَلَمْ يَجْعَلْن۪ي جَبَّارًا شَقِيًّا / velem yec’alnî cebbâran şekiyyâ / Zorba ve isyankar olmaması (Meryem 18/32)

وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ اَمُوتُ وَيَوْمَ اُبْعَثُ حَيًّا / Ve-sselâmu ‘aleyye yevme vulidtu veyevme emûtu veyevme ub’aśu hayyâ / Her haline kendi lisanından selâm göndermesi (Meryem 18/33)

وَجَعَلْنَاهَا وَابْنَهَٓا اٰيَةً لِلْعَالَم۪ينَ / vece’alnâhâ vebnehâ âyeten lil’âlemîn / Kendisinin de annesinin de âlemlere âyet/delil/mucize kılınması (Enbiyâ 21/91)

وَاٰوَيْنَاهُمَٓا اِلٰى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَع۪ينٍ۟ / âveynâhumâ ilâ rabvetin żâti karârin vema’în / Annesinin ve kendisinin tehlikelerden uzak ve elverişli bir yere yerleştirilmesi (Mü’minûn 23/50)

وَاَخَذْنَا مِنْهُمْ م۪يثَاقًا غَل۪يظًاۙ / veeḣażnâ minhum mîśâkan ġalîzâ / Kendisinden sağlam ve ağır bir söz alınmış olması (Ahzâb 33/7)

اَنْعَمْنَا عَلَيْهِ / en’amnâ ‘aleyhi / Nimetler bahşedilmiş olması (Zuhruf 43/59)

وَجَعَلْنَاهُ مَثَلًا لِبَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَۜ / ve ce’alnâhu meśelen libenî isrâ-îl / İsrâiloğulları’na örnek/model olarak gönderilmesi (Zuhruf 43/59)

وَاِنَّهُ لَعِلْمٌ لِلسَّاعَةِ / Ve-innehu le’ilmun lissâ’ati / Kıyametin en önemli alametlerinden biri olması (Zuhruf 43/61)

قَالَ قَدْ جِئْتُكُمْ بِالْحِكْمَةِ وَلِاُبَيِّنَ لَكُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي تَخْتَلِفُونَ ف۪يهِۚ / Velemmâ câe ‘îsâ bilbeyyinâti kâle kad ci’tukum bilhikmeti veli-ubeyyine lekum ba’da-lleżî taḣtelifûne fîh / İhtilaf ve tartışmaları bitirmek için gönderilmesi (Zuhruf 43/63)

وَمَثَلُهُمْ فِي الْاِنْج۪يلِ۠ / ve meśeluhum fî-l-incîli / İncîl’de sahâbenin bazı vasıflarının yer alması (Fetih 48/29)

وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَأْت۪ي مِنْ بَعْدِي اسْمُهُٓ اَحْمَدُۜ / ve mubeşşiran birasûlin ye’tî min ba’dî-smuhu ahmed / Kendisinden sonra gelecek olan “Ahmed” isimli peygamberi müjdelemesi (Saf 61/6)

فَاَيَّدْنَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا عَلٰى عَدُوِّهِمْ فَاَصْبَحُوا ظَاهِر۪ينَ / fe-eyyednâ-lleżîne âmenû ‘alâ ‘aduvvihim fe-asbehû zâhirîn / Ona inanların desteklenmesi (Saf 61/14)

Ramazan İçin Uyarılar:

İki talep:

1- Heyecanla farkında olalım ve etrafımıza bu farkındalığı yayalım.
2- Uygulayabileceğimiz bir Ramazan programı yapalım ve elimizden geldiğince bu programımıza sadık kalalım.

Program için 12 önemli nokta:

1- Helâlleşme
2- Kur’ân
3- Sûre üzerinde tefekkür (Hucurât sûresi tavsiye)
4- Cemaatle namaz
5- Söz ve dijital âlem orucu
6- Maneviyat desteği (Ramazan programı; Siyerden Ahlâka)
7- İnfakları arttırma
8- İsraf ve gösterişten uzaklaşma
9- Bir zaafiyetimizi ve hastalığımızı düzeltme
10- Evliler nikâh akitlerini, bekârlar aile akitlerini yenilemesi
11- Yapılabilecek kadar itikâf sünnetini uygulama
12- Sabır ve sebat ile sonuna kadar güzellikleri koruma


[1] Taberî, Câmi‘u’l-beyân, 21/631-632.

[2] İkrime ve Sa’lebî için bkz. es-Saʿlebî, el-Keşfü ve’l-beyân, 23/470-472.

[3] Beğavî, Meʿâlimü’t-tenzîl, 7/219.

[4] ez-Zemahşerî, el-Keşşâf, 6/62.

[5] er-Râzî, Mefâtîhu’l-ġayb, 27/640.

[6] Ebü’l-Fidâ’ İsmâîl b. Ömer İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’âni’l-azîm, ed. Sâmî b. Muhammed es-Selâme (Riyad: Dâru Tayyibe, 1999), 7/236.

[7] Şihâbüddîn Mahmûd b. Abdillâh el-Hüseynî Âlûsî, Rûhu’l-me’ânî fî tefsîri’l-Kur’âni’l-Azîm ve’s-seb’i’l-mesânî, ed. Ali Abdülbâri Atiyye (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1415), 13/94.

[8] Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, 4/887.

[9] Bkz. İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’âni’l-azîm, 7/236.

[10] Taberî, Câmi‘u’l-beyân, 21/633.

[11] İlk üç alim bu görüşte olduğu ile ilgili bilgi için bkz. el-Kurtubî, el-Câmiʿ li-ahkâmi’l-Kurʾân, 16/105.

[12] İbn Âşûr, et-Tahrîr ve’t-tenvîr, 25/242-243.

Paylaş:

  • Facebook'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Facebook
  • X'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) X
  • WhatsApp'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) WhatsApp
  • Tumblr'da paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Tumblr
  • Telegram'da paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Telegram
  • Pinterest'te paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Pinterest
  • Linkedln üzerinden paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) LinkedIn
  • Yazdırmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır) Yazdır

İlgili Yazılar

Önceki Yazı
  • Haberler

Siyerden Ahlâka Kampı Kayıtları Başladı

  • 12 Şubat 2026
OKU

Yaklaşan Etkinlikler

Şub 19
Şubat 19 @ 22:00 - Mart 19 @ 23:00

Siyerden Ahlâka Programları

Takvimi görüntüle
Haberler
  • 1
    Hz. Îsâ’ya (as) Karşı Çıkışın Anatomisi
    • 17 Şubat 2026
  • 2
    Siyerden Ahlâka Kampı Kayıtları Başladı
    • 12 Şubat 2026
  • 3
    Hz. Îsâ’nın (as) Çocukluğu, Gençliği ve Mücadelesi
    • 10 Şubat 2026
  • 4
    Ramazana Özel Siyerden Ahlâka Programları Başlıyor
    • 9 Şubat 2026
  • 5
    Bir Yaratılış Âyeti Olarak Hz. Îsâ (as)
    • 4 Şubat 2026
Siyer Vakfı
  • Hesap Numaralarımız
2011-2026 © Tüm Hakları Saklıdır.

Aramak istediğiniz konuyu yazın ve Enter'a basın.