Siyer Vakfımızın, Hicrî 1448 yılını “Hz. Peygamber (sas) ve Hidâyet (el-Hâdî) Yılı” olarak ilan etmeye hazırlandığı süreçte, bu önemli yıla hazırlık mahiyetinde düzenlenen Hidâyet Vârisleri Yaz Okuma Kampı başladı.
101 kitaplık Nebevî Vârisler projesinin dört eserinin müzakere edileceği kampın ilk programı, 13 Haziran tarihinde Siyer Vakfı konferans salonumuzda gerçekleştirildi. Katılımcılar, serinin ilk kitabını birlikte müzakere ederek hem eserin temel mesajlarını değerlendirme hem de bereketli bir ilim halkasında buluşma imkânı elde etti.
Yaz boyunca devam edecek kamp kapsamında son müzakere ise 19 Eylül tarihinde gerçekleştirilecek.
Dersten Notlar
İthaf
Bugünlere gelmemize emeği geçen başta ilk muallimlerim sayılan merhum babam ve merhume annem olmak üzere az-çok yanında ilim tedrisatında bulunduğum bütün hocalarıma âcizane ithafımdır.
Vefat edenlere minnet ve rahmet, hayatta olanlara hürmet ve selâmet duası ile…
Âlimlerimizi tanımaya çalışırken şu hususlara dikkat etmemiz gerekir:
– Putlaştırma yok, kıymete kanaat etme var.
– Mübalağa yok, mutedil bir yaklaşım sergileme var.
– Kendi dünyamızda anlamaya çalışmak yok, onların dünyasında hayatlarını ele almak var.
– Âlimleri birbirleri ile yarıştırmak yok, her birinden istifade yollarını bulmak var.
– Parçacı yaklaşım yok, bütüncül bir okumaya tabi kılarak faydalanmak var.
Neden âlimlerimizin hayatlarını öğrenmeliyiz?
– Çünkü onları tanıdıkça, kulluk yolunu, ilim yolunu daha iyi kavrarız.
– Onları tanıdıkça, doğru yolda nasıl doğru yürünür bunu iyice anlarız.
– Onları tanıdıkça, yolun kaderine dair bilgilere vâkıf olur, azıklarımızı ona göre belirleriz.
– Onları tanıdıkça, daha az hata, daha çok sevap elde etme imkânlarını öğrenmiş oluruz.
– Onları tanıdıkça, Allah’ın (cc) rızasına ermiş olan o sâlihlerden, rızaya giden vesileleri iyice bellemiş oluruz.
“Şeref adına ne varsa yolu ilimden geçer, hayır namına ne varsa ilmin rehberliği ile elde edilir. Bütün meziyetlerin tepe noktasında ilim vardır. Kıvanca vesile olan her şeyin eksiksizliği ve doğruluğu ilim ile bilinir.
Bütün iyiliklerin anahtarı ilimdir. Övülmeye değer olan her şey nurunu ilimden alır. O, bütün arkadaşlar yüz çevirdiğinde vefalı davranan tek dosttur; nasihat edenler güvenilmez olduğunda tek güvencedir.
İlim olmasa insan, hayvandan sadece dış görünüşü ve fiziki yapısıyla ayrılırdı, erdem vasıflarını kazanmaya bir yol bulamazdı, hiçbir iyilik vasfına layık olamazdı. Çünkü biz, erdem vasıflarını fiillerimizle kazanırız. Fiil ise kudret olmadan gerçekleşmez. Biz, ilimden kaynaklanmaksızın ve üzerinde ilmin eserini taşımaksızın sahibine ziynet olan ve erdemli olmamızı gerektiren hiçbir fiil görmedik. İlmi rehber ve önder edinip ardınca yürümeden, sevk ve idaresini ilmin eline vermeden sahibini yücelten ve övgüye değer kılan bir kudret de görmedik. Şu hâlde bütün erdemler, sahip oldukları nitelik ve isimleri ilme borçludur. (Varsayalım ki) bir erdem, özünde ilmi barındırmıyorsa veya onun emrine uymamak ve peşine takılmamak için direniyorsa kınanmaya ve sahibi için kusur olmaya ondan layık bir nitelik bulunmaz.” Abdülkâhir Cürcânî, Delâilü’l-i’câz, 23
Kur’ân-ı Kerîm’de İlim ve Âlim
1- İlmin Önem ve Değeri
2- İlmin İhtiyaç ve Gerekliliği
3- İlmin Zıddı Olan Cehâletin Kötülük ve Zararları
4- Âlimin Değer ve Kıymeti
5- İlmi Hakkıyla Taşıyamayan Kötü Âlimlerin (Ülemâ-i Sû’) Kimlikleri ve Zararları
“Bir adam, Hz. Peygamber’e (sas) şerri, (kötüyü ve kötülüğü) sormuş, bunun üzerine o (sas), üç defa olmak üzere, şöyle buyurmuş: “Bana şerri sormayınız, bana hayrı sorunuz.”
Sonra da şöyle buyurmuş: “İyi bilin ki, kötünün en kötüsü âlimlerin kötüleridir, iyinin en iyisi de âlimlerin iyileridir.” [Dârimî, “Mukaddime”, 34; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, 1/242.]
“Allah ilmi insanların kafalarından söküp çıkararak kaldıracak değildir. Fakat ilmi, ilim adamlarını ortadan kaldırmak suretiyle kaldıracaktır. Sonunda hiç âlim kalmayacak ve insanlar cahil bilgisiz kimseleri kendilerine önder lider ve kurtarıcı seçecekler ve onlara dinî ve ilmi meseleler soracaklar onlar da cahilce fetva vererek hem kendileri sapıtmış hem de başkalarını saptırmış olacaklardır.” [Buhârî, “İlim”, 34; Tirmizî, “İlim”, 5.]
“Siz âlimlerin çok, hatiplerin az olduğu bir dönemde yaşıyorsunuz. Sizden kim, bildiğinin onda birini terk ederse (ayağı) kayar, helak olur. Öyle bir zaman gelecek ki âlimler azalacak, hatipler çoğalacak. O dönemde kim, bildiğinin onda biriyle amel ederse kurtulur.” [Tirmizî, “Fiten”, 79; Taberânî, Mu’cemu’s-sağîr, 2/274.]
“Bir koyun sürüsünün içine salıverilmiş iki aç kurdun o sürüye verdiği zarar, mala ve mevkiye düşkün bir adamın dinine verdiği zarardan daha büyük değildir.” [Tirmizî, “Zühd”, 43.]

Hz. Ebû Bekir (öl. 13/634)
“Sözünü azalt; çünkü karşındakinde ancak senden anlaşılan kalır.” [Meydânî, Mecmaü’l-Emsâl, 2/532.]
Hz. Ömer (öl. 23/644)
“İmamları ve önderleri istikâmet üzere bulunduğu müddetçe insanlar da istikamet üzere olurlar.” [İbnü’l-Cevzî, Menâkıb, 223.]
Hz. Osman (öl. 35/656)
“Şerlileriniz başınıza musallat olmadan evvel iyiliği emredip kötülükten sakındırma vazifenizi yerine getiriniz! Bunu yapmaz da kötüleriniz başınıza musallat olacak olursa artık iyilerinizin yapacağı dualar da kabul olunmayacaktır.” [Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, 2/287.]
Hz. Ali (öl. 40/661)
“Beni en çok endişelendiren iki tip adamdır: Hayâsız âlim ile cahil sofu!” [Zebîdî, İthâfü’s sâdeti’l-müttakīn, 1/567, 568.]
Ömer b. Abdülazîz el-Ümevî (öl. 101/720)
“Kim ilimsiz ibadet etmeye kalkarsa bozacağı şeyler, düzelteceği şeylerden daha çok olur. Kim konuşmasını amelden sayarsa anlamı ve amacı olanın dışında sözü çok az olur. Kim de dinini münakaşaya hedef kılarsa (kanaatlerinin) değişmesi çok olur.” [Dârimî, “Mukaddime”, 29.]
Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b. Muâz er-Râzî (öl. 258/872)
“Ey âlimler! Köşkleriniz Kayserlerin sarayları, evleriniz Kisrâ’nın evleri, elbiseleriniz Vezir Tâhir’in elbiseleri, ayakkabılarınız Câlût’un ayakkabıları, binitleriniz Kârûn’un binitleri, mefruşatınız Firavun’un mefruşatı, yiyip içmeniz câhiliye devrinde olduğu gibi. Tuttuğunuz yol şeytâniyet yolu, nerede kaldı İslâmiyet?” [Gazzâlî, İhyâ, 1/88.]
Nebevî Vârislerin Özellikleri
– Haşyet
– Hassasiyet
– Hakkaniyet
– Hamiyet
– Heybet
Nebevî Vârislik ile Bağdaşmayan Özellikler
1. Haset
2. Kibir
3. Riya
4. Hırs
5. Yalan
6. Şehvet
7. Samimiyetsizlik
8. Ölçüsüzlük
9. Menfaatçilik
10. Aldanma/Gurur
“Ey ilim sahibi! İlminle amel et, malının fazlasını ver. Sözünün fazlasını ise, Rabb’inin katında sana fayda verecek olan hadis gibi bir şey sebebiyle (söylemen) hariç, (kendinde) tut!
Ey ilim sahibi! Allah’ın (affına güvenerek) aldanma, insanların (sözlerine güvenerek) de aldanma! Çünkü Allah’ın (affına güvenerek) gaflet içinde olmak, O’nun (cc) emrini terk etmeye; insanların (sözlerine güvenerek) gaflet içinde olmak, onların arzularına uymaya (götürür). Allah’tan, O’nun (cc) seni kendinden (yani azabından) sakındırdığı gibi sakın. İnsanların fitnesinden de sakın.
Ey ilim sahibi! Şüphe yok ki, taş ve demir taşıman, sana, sözünü kabul etmeyeceklere (söz) anlatmandan daha kolay gelir. Sözünü kabul etmeyeceklere (söz) anlatan kimsenin durumu, ölüye seslenen ve kabirdekilere sofra seren kimsenin durumu gibidir.” [Dârimî, “Mukaddime”, 56.]