Siyer Vakfı olarak, Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın rehberliğinde Balkanların nazlı gelini Bosna ziyaretimizi gerçekleştirdik. Bu yolculuk bizler için yalnızca bir ziyaret değil aynı zamanda ümmetin bugününe ışık tutan derin bir tefekkür yolculuğunun da ilk adımı oldu.
Seferimizin ilk noktasında Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, Bosna’yı “Balkanların nazlı çiçeği, Fatih’in evlatlarının toprağı, Osmanlı’nın gözbebeği, bizi Avrupa’ya bağlayan köprü” gibi ifadelerle tanımlayarak bu özel coğrafyanın ehemmiyetine vurgu yaptı. Hocamız, bu seferin “ufuk ve umut seferi” olduğunu belirterek, ufkumuzun genişlemesine ve umutlarımızın tazelenmesine vesile olmasını diledi.
Tarih Çizgisinde İnişler ve Çıkışlar: Neden Diplerdeyiz ve Nasıl Yükseleceğiz?
Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, konuşmasında ümmetin tarihsel sürecine dikkat çekerek, risalet davasının hicretten itibaren 1447 yıllık, Mekke dönemiyle birlikte yaklaşık 1460 yıllık hikayesini anlattı. “Hayat hiçbir zaman tek düze olmaz. Tek düzelik ancak ölümde olur,” diyen Hocamız, insanlık tarihinin de inişli çıkışlı olduğunu, yükselişlerin ardından düşüşlerin geldiğini, hatta bazen dibe vurulduğunu ancak sonrasında yeniden bir yükselişin başladığını vurguladı.
Hocamız, şu anki durumumuzu, “Diplerdeyiz, bu kadar olumsuzluk var, bu ümmetin hali ne olacak?” şeklindeki karamsar düşüncelerle tarif edenlere seslenerek, bunun ilahi bir yasa olduğunu ve dibe vurduğumuzda nasıl yükseleceğimizin yolunu bulmamız gerektiğini ifade etti. Özellikle İslam tarihinin ilk büyük düşüş dönemi olan Haçlı ve Moğol saldırıları zamanıyla günümüz arasında çarpıcı benzerlikler olduğuna dikkat çekti. O dönemde olduğu gibi bugün de ümmetin parçalanmışlığına, iktidar hırsına ve Kudüs’ün işgaline vurgu yaparak, bu benzerliklerin bizlere ders olması gerektiğini belirtti.
Nureddin Zengi’den Miloş Obiliç’e: Dostu ve Düşmanı Tanımak
Hocamızın konuşmasının en çarpıcı bölümlerinden biri, ümmetin en büyük eksikliği olarak “dostu ve düşmanı tanımama” meselesiydi. Hocamız, Sultan Murad Hüdavendigâr’ı şehit eden Miloş Obiliç isminin zihinlerimizden silinirken, aynı Miloş Obiliç’in Yeni Zelanda’daki cami saldırısını gerçekleştiren teröristin motivasyon kaynaklarından biri olmasını acı bir örnekle gözler önüne serdi. “Bir mümin bir delikten iki kere ısırılmaz” Hadis-i Şerifi’ni hatırlatan Hocamız, ümmetin aynı delikten defalarca ısırılma sebebinin bu cehalet olduğunu vurguladı. Bosna’da yaşanan soykırımın izlerini görerek Gazze ve Filistin’i anlama imkanı bulacağımızı belirten Hocamız, “Dostumuzu ve düşmanımızı tanımak için geldik!” sözleriyle seferin temel amacını özetledi.
Ufuk, Umut, Vela ve Bera Akidesi: Diriliş İçin Olmazsa Olmazlar
Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, ümmetin içinde bulunduğu durumdan kurtulması için üç önemli meseleye dikkat çekti:
Ufuk Problemi: Hedeflerimizin nebevi ufka yaslanmaması ve ümmetin ciddi bir ufuk problemi yaşaması. Bosna’nın bir ufuk coğrafyası olması hasebiyle, buradan bu ufkumuzu genişletme imkanı bulacağımızı ifade etti.
Taassuplarımız: Mezhep, meşrep, ırk ve ait olunan yapıya dair taassupların insanı kör ettiğini ve ilerlemeyi engellediğini belirtti. “Seyahat edin, sıhhat bulun” Hadis-i Şerifi’ni hatırlatarak, seyahatlerin bedensel sıhhatin yanı sıra taassuplardan kurtulmada da büyük katkı sağladığını vurguladı.
Komplekslerimiz: Batı’nın, zenginliğin, gücün ve iktidarların karşısında taşıdığımız komplekslerin bizi geriye düşürdüğünü, başkalarını yeterince tanımadığımız için gözümüzde büyüttüğümüzü söyledi. Bosna’nın bir umut ve ufuk coğrafyası olarak bu kompleksleri ortadan kaldıracağına inandığını dile getirdi.
Ayrıca, “ötekiyle yaşama problemimiz” konusuna da değinen Hocamız, Bosna’nın zengin kültürel yapısının ve Aliya İzzetbegoviç’in ufkumuzdaki yerinin, bu konudaki yanlış bakış açılarımızdan kurtulmamıza yardımcı olacağını belirtti. Müslümanların hiçbir zaman ötekinin hakkını gasp etmediğini, camilerin, havraların ve kiliselerin bir arada var olduğu coğrafyaların Müslümanların yaşadığı yerler olduğunu, Endülüs örneğiyle de teyit etti.
Acelecilik ve İlahi Yasalar: Rabbimizden Gerçek Dersi Alabilmek
Konuşmasının sonunda, ümmetin bir diğer problemi olan “acelecilik” konusuna değinen Hocamız, Kudüs’ün, Gazze’nin neden kurtulmadığı gibi soruların bu acelecilikten kaynaklandığını ifade etti. “Toplumsal yasalar öyle işlemiyor. Allah’ın yardım yasası da öyle işlemiyor,” diyerek ilahi yasaların belli kurallar çerçevesinde işlediğini hatırlattı.
Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, Bosna seferinin tüm bu meseleleri daha iyi anlamamıza vesile olmasını diledi. “Her coğrafya bir ayet; ama bu coğrafyadan alacaklarımız inanın ki çok önemli,” sözleriyle konuşmasını noktalayan Hocamız, Rabbimizden bu dersleri hakkıyla almayı nasip etmesini niyaz etti.
Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın Bosna ziyaretimizin ilk gününde yaptığı konuşmasının videosunu ve tüm sefer detaylarını www.siyertv.com web sitemiz ve Siyer Tv Youtube Kanalımızdan takip edebilirsiniz.